TR EN FR

İnsan vücudunda bulunan en yaygın karotenoid olan likopen, çok güçlü bir antioksidan kaynağı olarak dikkat çekiyor. İsmini domatesin Latince ismi olan Solanum lycopersicum'den alan likopen, sağlıklı ve kaliteli bir yaşamın temel yapı taşlarından biri olarak konumlanıyor. Tamamen doğal bir pigment olan likopen, domatese iştah açıcı rengini vermekle kalmıyor aynı zamanda hücrelerin onarımını sağlayan temel gücü de beraberinde getiriyor. Vücut tarafından üretilmeyen ve sadece besinler yoluyla alınabilen likopen için en zengin kaynak ise domates ve domates ürünleri…

Domatesin tarihi yolculuğuna bakıldığında ilginç bir hikayesi olduğu görülüyor. İlk önce Bolivya ve Peru'da yabani sarı renkli bir domates türü keşfedilerek Meksika’da yetiştirilmeye başlanıyor. Ardından bu lezzetli ve sağlıklı besinin yolu Amerika’ya düşüyor. En sonunda da Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfiyle gemilerle Avrupa’ya taşınıyor. Sarı olan rengi sebebiyle İtalyanlar tarafından sarı elma olarak adlandırılan bu sağlık deposu sebze, sonraki zamanlarda tamamen kırmızı olarak yetiştirilmeye başlandı. Hatta tüketildiğinde kişide romantik etkiler yaratıldığı düşündüğü için Avrupalılar uzun yıllar aşk elması olarak tanımladı. Bugün mutfak aşıklarının hayatının merkezine yerleşen likopen kaynağı domates, 19.yüzyıldan beri de Türk mutfağının vazgeçilmezi olarak her yemeğe eşlik ediyor.

Likopen deposu domatesin faydaları nelerdir? İnsan vücudunda bulunan en yaygın karotenoid olan likopen, çok güçlü bir antioksidan kaynağı olarak dikkat çekiyor. İsmini domatesin Latince ismi olan Solanum lycopersicum'den alan likopen, sağlıklı ve kaliteli bir yaşamın temel yapı taşlarından biri olarak konumlanıyor. Tamamen doğal bir pigment olan likopen, domatese iştah açıcı rengini vermekle kalmıyor aynı zamanda hücrelerin onarımını sağlayan temel gücü de beraberinde getiriyor. Vücut tarafından üretilmeyen ve sadece besinler yoluyla alınabilen likopen için en zengin kaynak ise domates ve domates ürünleri…

Domatesin tarihi yolculuğuna bakıldığında ilginç bir hikayesi olduğu görülüyor. İlk önce Bolivya ve Peru'da yabani sarı renkli bir domates türü keşfedilerek Meksika’da yetiştirilmeye başlanıyor. Ardından bu lezzetli ve sağlıklı besinin yolu Amerika’ya düşüyor. En sonunda da Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfiyle gemilerle Avrupa’ya taşınıyor. Sarı olan rengi sebebiyle İtalyanlar tarafından sarı elma olarak adlandırılan bu sağlık deposu sebze, sonraki zamanlarda tamamen kırmızı olarak yetiştirilmeye başlandı. Hatta tüketildiğinde kişide romantik etkiler yaratıldığı düşündüğü için Avrupalılar uzun yıllar aşk elması olarak tanımladı. Bugün mutfak aşıklarının hayatının merkezine yerleşen likopen kaynağı domates, 19.yüzyıldan beri de Türk mutfağının vazgeçilmezi olarak her yemeğe eşlik ediyor.

Likopen kaynağı domates nasıl tüketilmeli? Ciltten kalp damara, gözlerden hayati hastalıklarla mücadeleye kadar birçok alanda var gücüyle savaşan domates, içeriğindeki likopen ile her mutfağa girmesi gereken besinler arasında yer alıyor. Başlı başına çok lezzetli olan ve diğer besinlerle bir araya geldiğinde harika reçeteler ortaya çıkaran domatesi tüketmeninse onlarca yolu var. Taze, kuru, konserve ya da püre olarak farklı varyasyonlar şeklinde tüketilebilecek domates, en lezzetli yiyeceklerde başrolde de yer alabilir, eşlikçi de olabiliyor. Biraz tuz, biraz zeytinyağı biraz da sevgiyle domates harikalar yaratıyor.

Kimisi için aşk meyvesi kimisi için mutfakların sihirli lezzeti domates hayatınızda hep olsun…

DOMATESİN BİLİNMEYENLERİ